yeniler
kim ne demiş ?
çalan müzikharika
Adres Değişikliği
müzik perihan modem :)
heci remezan'a
insanları aldatmayalım dostum
Yağmur yedik yine:)
güncelle(me) ?
bayram günü oldumu hüzün:)
sorun sizde
Ne Okuyorum ?
Ölmeden Önce İzlenecek Filmler !!! Mi?
kategori: izledim | (2) Yorum | Yorum Yaz.. |22.7.2007
Aslında "ölmeden önce şunu bunu yapın, ötekini berikini de elekten geçirmeden amman ha ölmeyin..." gibi cümleler bana hep saçma gelmiştir. Ama bu biraz da nerden baktığımıza bağlı, listenin içeriğine bağlı . Mutlaka izlenecek filmler listesini oluştururken nelere dikkat etmeli ki insan ? Senaryo, oyunculuk, teknik, müzik ve sanatsal bir dil mi? Güzel zaman geçirmek, eğlenmek, korkmak, heyecanlanmak, mayışmak, zevk u sefa sularında sörf yapmak ya da ? Hasılı "güzel bir film" dediğimde bu başkası için çok sıkıcı ya da gereksiz olabiliyor. Birinin yıllarca beklediği bir film, benim için abesle iştigal olabiliyor. Ve çoğu zaman elde mutlak bir gerçeklik olmuyor, daha doğrusu herkesin mutlak gerçekliği uyuşmuyor. Sanatın ne olduğu ya da olmadığı meselesi de felsefenin karanlık sularında bata çıka günümüze kadar geliyor. Sahi sanat nedir ?...
Sanat ya da sanatsal terimlerinden hep batılı anlamlar çıkarıyoruz sanırım, ya da batılılılar bu anlamlarla zihinlerimize çıkarma yapıyor. Bilhassa Hollywood'un mutfakla başlayan yatakla biten aşk hikayeleri her seferinde gözlerimize sokuluyor( Gözlerimizin orda işi ne ? sorusu da anlamsız sayılmaz burda). Tamamen ilgisiz bir filmde, tamamen ilgisiz bir şekilde ar damarının çatırtılarını duymamız an meselesi oluyor. Hal böyleyken, hangi film izlenebilir ya da izlenmelidir ya da nasıl bir ölçü belirlenebilir acaba? Kendi ahlaki değerlerimizi ( ki tek gerçek ahlaki değerlerin bunlar olduğuna inanıyoruz ) referans aldığımızda doğrusu elimizde pek birşey kalmıyor. Bütün o gişe rekorları kırmış, Oskarları çuvala doldurmuş filmlerin her biri ahlaki yozlaşmamıza birkaç doz katkı maddesi daha enjekte ediyor. Şiddetle, Cinsellikle, Modernizmle, Değersizlikle ve en nihayetinde -hepsinin kaynağı belki de- Kapitalizmle.
Doğrusu, çoğu zaman sinemanın bir silah olarak kullanıldığını düşünüyorum. Bir nevi, çinli hükümdarın kızıyla evlenip ülkeyi içerden fetheden eski politika. Bu anlamda kültürel bir yozlaşmanın en önemli aracı sayılabilir sinema, filmler ve her evin direği(!) televizyonlar. Bilinçli olmayan bir izleyici kitlesini yönlendirmek için daha güzel bir araç olamaz herhalde, hem keyifli hem ucuz hem de havalı... Şu aralar sinemalara dadanan zombi filmlerini böyle okuyabiliriz mesela: Zombileşen ve kendi türünü yiyen insanlar gibi, modern(!) yaşamlara kavuşan ve kendi kültürünü kemiren insanlar. İzlediğim her harikulade(!) filmde bu kanaatim bir daha bir daha pekişiyor...
Ölmeden Önce İzlenecek bilmem kaç film diye belirlenen listelere ne zaman dadandıysam, ruhumun ve kalbimin payını almışımdır. Birkaç örnek sıralamak zihinleri bulandırır mı bilmiyorum ama sinema tarihinin köşe taşları denilen filmlerden bir kaç isim vereyim. Google mucizesi yardımıyla ne kadar ses getirdiklerini öğreniverir meraklısı. Belki de bu filmlerin bu kadar ses getirmesinin ardında da başka nedenler yatıyordur, neticede insan herşeye alışıyorsa zamanla, bu tür yapımlarla yavaşça ahlaki yapımız törpülenmek isteniyor olabilir mi acaba? Acaba kelimesi fazla mı acaba? (Meraklısı için: gelmiş geçmiş en iyi filmler listelerinin hepsinde olan : Otomatik Portakal, Kayıp Otoban ve 1984 filmleri yeter de artar sanırım )
Bir gün kendi değerlerimize uygun filmler çeken bir sinema sektörümüzün olmasını ümid ediyorum. Çünkü sinema dili gerçekten güçlü ve etkili bir dil. Bu anlamda İran Sineması için ümitvarım, İslam Dünyası içinde İran'ı takip eden daha başka ülkelerin de olmasını çok isterdim. Ailece ve gönül rahatlığıyla oturup bir filmi baştan sona izleyebilmeyi mesela...
Aslında geçmezken uğradığım bloğumu boş bulup yine eskiden yazılmış birkaç film önerisini eklemekti maksadım ama laf lafı açtı, laf lafı kapatamadı derken bu satıra kadar geldim...
El-Hasıl: Sanat konusunda en güzel sözü Necip Fazıl söylemiş sanırım, ve sanırım İnanan bir insanın sanat anlayışı da bu doğrultuda olmalı. Yukardaki cümlelerin hepsinin üzerine bir kırmızı çizgi çekiyorum ve:
Anladım işi, Sanat Allah'ı aramakmış;
Marifet bu, Gerisi yalnız çelik çomakmış...
Buyrun şimdi, bu zaviyeden izlenebilecek birkaç film. Ölmeden önce yapılacak daha ulvi işlerle aranız iyiyse bunları izlemeniz de yararınıza olabilir.. Ve Fonda Mazlum Çimen'den iki güzel enstrumental eser ard arda..
1.Büyük Adam Küçük Aşk ( Hem mesajı hem de konunun işleniş şekli açısından, beraber yaşama kültürü edinmek isteyenlere, bence çok şey katacaktır )
2.Kimlik ( Identity ). ( Gerilim ve Psikolojiyi birleştiren bir film, meraklısı için bence alanının en özgün filmi )
3.Hotel Rwanda ve Kara Nisan (90lı yıllarda, Rwanda'da iki siyah ırk arasında gerçekleşen iç savaşı konu edinen bu iki film, batının değişmeyen mantığını görmek açısından çok iyi bir fırsat )
4.Dr Jivago . ( eski bir film, romandan uyarlama. Sovyet ihtilali döneminde geçen olayları ve bu olayların merkezinde pek de politik olmayan bir doktorun yaşamını konu ediyor. devrim, sovyetler, komunizm, idealler, aşk gibi kavramlara orjinal bakış açıları getirmenizi sağlayabilir )
5.Kaplumbağalar da Uçar ( Kusî jî di firin
. ( Çok güzel bir seyir izleyen iran sinemasından kürtçe bir örnek. Sarhoş Atlar Zamanı'nın yönetmeninden. savaş, amerika, ırak ve yakın olduğu halde göremediğimiz bir çok şey için, izlemeye değer. kürtçe bilenler orjinalini izlerse daha güzel olur, çevirisi pek iyi olmamış )
6. V For Vendetta / 1984 . ( Anti-Ütopya filmlerinin iki güzel örneği. özgürlük ve yasaklar üzerine söylenebilecek en politik, en anlamlı, en zengin metinler ve kurgular ..Not:mesajı itibariyle enfes olan ancak içerdiği müstehcen görüntüler nedeniyle 1984 yerine, tercihen daha temiz bir film olan V For Vendetta da kafi gelir meraklısına : )
7. Guantanamo Yolu ( Road To Guantanamo ): Amerika'nın Guantanamo adasında esir tuttuğu müslümanlara yapılan muameleleri görmek; kendi küçük meselelerimizde boğulurken, dünyanın çok daha büyük meseleleri olduğunun farkına varmak ve bunları hissetmek; müslüman olmanın gerçekte kolay olmadığını, ve esas dinin ( aynı zamanda lezzet veren imanın)çekilen acılara-dayatılan baskılara rağmen korunan din olduğunu fark etmek; ABD'nin değişmeyen mantığını bir kez daha görmek ve unutmamak... filmi izlemeniz için sayabileceğim nedenlerden bazıları..
8. Güneşe Yolculuk ve Beynelminel : İlki Yeşim Ustaoğlu'nun bol ödüllü 98 yapımı filmi, diğeri ise Sırrı Süreyye Önder'in dumanı üstünde filmi. İkisini bir almamın nedeni, hem beslendikleri zeminin aynı olması hem de her iki filmde de etliye sütlüye karışmayan, sistemin çarklarına çomak sokmayı aklından bile geçirmeyen karakterleri konu edinmesi. Yapılan bir darbenin, insanlık onuruna yapılan her müdahalenin herkesi ilgilendirdiği konusunun işlenmesi. Türkiyenin yakın tarihine ışık tutan iki güzide yerli yapım..
9. Bize Nasıl Kıydınız: Bu filmi izleyenleriniz mutlaka vardır. 94 yapımı Metün Çamurcu filmi. Emine Şenlikoğlu'nun ünlü romanından uyarlama. Filmi, ancak bir gece yarısı denk getirip bir TV kanalında izleyebilmiştim. VCD sini bulamadım ama eğer bulabilirseniz, eminim ki size çok şey katacaktır. Türkiyenin yakın tarihini çeken filmler, genelde hadiselere 'sol cihetten' bakıyor ( misal, 8 ve 1 numara ) .Bu film, bir dönemin 'sağ cihette' oturan mağdurlarını, gerçekçi ve dramatik bir dille ele alıyor. Bilhassa filmdeki çarşaflı annenin gece kabuslarla uyanıp yağmurlarda kaçtığı sahneleri hiç unutamıyorum...
Liste 9'da kaldı şimdilik, 10'a tamamlamak isteyen varsa buyursun :)
yazdır(IE) | (2) yorum | yorum yaz | oku
|
10...10'a tamamlamak istiyorum." Babam ve Oğlum " ***hazan*** - 2007-08-01 14:29:58 - 2007-08-01 14:29:58 |
| önceki sayfa | sonraki sayfa |